Don Değiştirmek / Donuna Girmek / Kabulgan / Metamorfoz

“Virani’yem, niyaza var üstada,
Elinde Zülfikar hem ehl-i kaza,
Binbir dondan baş gösterdi Mürteza,
Biz dahi bir bölük tuttuk eyvallah.”

İlkel insana göre, yeryüzünde bulunan her varlık bir kuvvetin taşıyıcısıdır. Ayrıca, bir cisim birden fazla görünüşler altında da bulunabilir. Bununla birlikte, cisim farklı görünüşlere sahip olabilir; fakat bunlar geçicidir. Cismin asıl özelliği değişmez. Şekil değiştirme genellikle üstün bir güç (erenler, evliyalar, pirler) tarafından, ya yapılan bir iyiliğe karşılık ödül ya da kötülüğe karşı ceza olarak gerçekleştirilmekte idi. Türk efsane ve masallarında, şekil değiştirme motifine ilişkin olarak “donuna girmek” deyiminin kullanıldığı görülmektedir. Bu efsane ve masallarda sıklıkla, “geyik donuna girmek” ve “turna donuna girmek”ten söz edilmektedir. Genellikle don değiştirme motifi bir hayvanın donuna girme biçiminde görülmektedir.

Kuş totemi veya sembolleri daha ziyade ileri toplumlar da görülüyordu. Oğuz boyunun sembol kuşları bunun en güzel bir örneğidir, İlk Türk Müslüman dervişleri de zaman zaman bir kuş donuna girerlerdi. Mesela Ahmed Yesevî, Turna donuna; Hacı Bektaş Yeli güvercin donuna Abdal Musa ise geyik donuna bürünürlerdi.

“Güvercin donuyla Urum’a uçan
Cümle evliyanın üstüne geçen
İmamlar evinin kapısın açan
Var mıdır hiçbir er Ali’den gayri
Hünkar Hacı Bektaş Veli’den gayri” Abdal Musa

Başka bir Velayet-name; Hacı Bektaş Veli’nin Anadolu’ya gelişinin yerli dervişler tarafından iyi karşılanmadığını ve Hacı Bektaş Veli’nin onlara hikmetini gösterdiğini şöyle anlatır;

Doğrul Baba adlı Anadolulu bir derviş de hemen “doğan donuna” girerek, güvercin şeklindeki Hacı Bektaş’ı yakalamak istemişti. Fakat Hacı Bektaş silkinerek “âdem donuna” girmiş ve insan olarak doğanın boğazından yakalamış ve nefesini kesmişti, Doğrul Baba tehlikeyi görünce Hacı Bektaş’a yalvarmış ve onun eteklerine yüz sürmüştü. Bu Anadolulu dervişin Doğrul adı da, Türklerin meşhur av kartallarından biri olan Toğrıl, Toğrul’dan başka bir şey değildir.

Bu, “don değiştirme” efsanesi tasavvufa bağlansa da doğrudan doğruya Budizm’in Tenasuh (Metapsychosis, Transmigration) pirensibinden başka bir şey değildir. Hacı Bektaş’ın, tasavvuftaki “Südûr ve tecelli” nazariyesine göre gökten güvercin şeklinde indiğini söylerler. Fakat Hacı Bektaş, yalnızca bir defa olarak cihana güvercin donu ile gelmemiş, günlük hayatında da güvercin olup uçmuştu. Bu da Tecelli ve Südûr nazariyesine aynı düşer. Mesela bir yerden bir yere gideceği zaman da güvercin şekline girip uçuyordu.

“KUL HASAN’ım var mı sözümde yalan,
Münkirin gönlünü gümana salan,
Doksan günlük yolu kuşlukta alan,
Hünkar Hacı Bektaş, Ali kendidir.”

Kaygusuz Abdal’ın geyik avında Abdal Musa ile karşılaşması da benzer bir don değiştirme efsanesidir, daha önceki paylaşımlarımızdan bu efsaneyi de okuyabilirsiniz;

https://www.facebook.com/yoldefteri12/photos/a.1697121887258524.1073741828.1697085510595495/1699408197029893/?type=3&theater

Kaynak: Bahaeddin Öğel – Türk Mitolojisi Cilt I

Önceki Yazı
Alevi Sözcüğünün Kökeni ve Anlamı
Sonraki Yazı
Barak Baba ve Baraklılar
15 49.0138 8.38624 1 0 4000 1 https://yoldefteri.net 300 0